GİRİŞ
28.02.2018 tarih ve 7101 sayılı İCRA İFLAS KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN MADDE 13- 2004 sayılı Kanunun 285 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 285- Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir.İflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı, gerekçeli bir dilekçeyle, borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir.
Bu değişiklik ile gündemimize gelen Konkardato anlaşması ile ortaya çıkan yeni durum V.U.K 232 Şüpheli alacaklar açısından değerlendirelim;
I-VADELİ KONKARDATO SÖZLEŞMESİ
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesinde de; "Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;
1- Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;
2-Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar;şüpheli alacak sayılır.
Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir. Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder.
Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar zarar hesabına intikal ettirilir." hükmü yer almaktadır.
Borca batık olan bir işletmenin belli koşullarda geçici olarak iflasına karar verilmesini önlemek, varlığını ve faaliyetlerini sürdürmesini sağlamak amacıyla şirketi idare veya temsille görevlendirilmiş olanlar veya alacaklılar tarafından iyileştirme projesi hazırlanıp mahkemeye ibrazı ve mahkemenin de bu projeyi inandırıcı bulması halinde iflasın ertelenmesi(7101 sayılı kanunla Konkardato) söz konusu olmakta, bu kararın verilmesi veya bu karar verilmeden önce alınan ihtiyati tedbir kararları ise işletmeden alacağı olanların alacaklarını tahsil etme imkânını ortadan kaldırmamakta, sadece icra takiplerini engellemektedir.
Diğer yandan, iflas halinde, alacaklının borçluyu dava etmesi veya icra yoluyla takip edebilmesi yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. İcra ve İflas Kanunu bu takip yollarını kapatarak sadece iflas masasına kayıt olma hakkını vermekte, cebri icra ve külli tasfiye yolu olan iflas halinde bütün alacaklıların eşit şekilde işlem görmesi sağlanmakta ve bu nedenle ferdi icra takiplerine izin verilmemektedir. İflas bir icra yolu olup alacaklı yönünden normal icradaki gibi amaç alacağa kavuşmak olduğundan iflas masasına kaydı yaptırılan alacaklar iflas idaresi tarafından kabul edilmesi ile icra safhasına intikal ettirilmiş sayılmaktadır. İflas masasına kaydı yaptırılmayan, bir başka deyişle icra takibine girişilmemiş olan alacaklar için 213 sayılı Kanun uyarınca alacağın şüpheli olma vasfında olduğundan söz etmek mümkün bulunmamaktadır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, Vade Konkardato talebinde bulunan borçlunun konkardato planı mahkemece kabul edilen ve bu nedenle hakkında 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere açılmış ve açılacak icra takipleri ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmuş olan ve ihtiyati tedbir kararından itibaren de hiçbir takip yapılamayacağına ilgili döneme ait vadesi geçmiş çek ve senetler için karşılık ayrılabilir. Sonraki dönem vadeli çek ve senetler için ilgili dönemlerde karşılık ayrılabilir. Ancak ayrılan karşılıklar alacağın ödeme planına göre tahsil edildiği tarihte gelir hesapları ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir
II-İSKONTOLU KONKARDATO SÖZLEŞMESİ
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322’nci maddesinde; kazai bir hüküm veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacakların değersiz alacak olarak kabul edileceği; değersiz alacakların, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybedecekleri ve kayıtlı değerleri üzerinden zarara geçirilerek yok edilecekleri hükme bağlanmış durumda. Değersiz alacak olarak dikkate alınacak tutarın daha önce hasılat olarak yazılmış olmasına gerek bulunmuyor. Alacağın, ticari kazancın elde edilmesi ile ilgili olması yeterli.
İlgili yasal düzenlemede belirtilen "kazai hüküm"den kasıt, alacağın tahsil edilme imkânının tamamen ortadan kalktığını hükme bağlayan bir mahkeme kararının varlığı. Yine aynı maddede ifade edilen "kanaat verici bir belge"den söz edebilmek için ise, alacaktan açıkça vazgeçildiğini gösteren bir belgenin ya da tahsil imkânsızlığını gösteren bir muteber delilin varlığı şartı,
Türk Vergi Mevzuatında kanaat verici belgelerin neler olduğu hususunda bir düzenleme bulunmamakla birlikte, hem Danıştay'ca tesis edilen kararlarda hem de Gelir İdaresi tarafından verilen özelgelerde konkordato anlaşması kanaat getirici bir vesika olarak kabul edilmektedir.
Buna göre; konkordato sonucu tahsilinden vazgeçilen tutarın, alacaklı tarafından değersiz alacak işleme tabi tutulması ve gider yazılması yönündedir.
Murat Göktaş
Yeminli Mali Müşavir
www.ndgdenetim.com
İlgili Kanunlar ve ikincil düzenlemeler
1-7101 sayılı- İCRA VE İFLÂS KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN
2-213 sayılı VERGİ USUL KANUNU
3-Özelge B.07.1.GİB.4.34.19.02.01.01-551
4- Özelge 11395140-105[323-2015/VUK-1-19647]-135648
KISA NOT:
(01.01.2019 TARİHİNDEN İTİBAREN) 7104 SAYILI KANUNDA DÜZENLENEN
K.D.V.K 29 MAD VERGİ İNDİRİMİ
4. Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen katma değer vergisi, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde indirim konusu yapılabilir (Şu kadar ki Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesine göre karşılık ayrılmak suretiyle gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınan katma değer vergisinin bu fıkra kapsamında indirim konusu yapılabilmesi için gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gelir olarak dikkate alınması şarttır.)